2025 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2025 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Aralık 2025 Salı

Bir Yüzyılın Eşiğinde

 İlk Çeyrek Asrı tamamlarken ben...

11 Ağustos 1999 Çarşamba günü, öğleden sonra hava yavaş yavaş kararmaya başlamıştı.
Biz de montaj bölümünden bulduğumuz filmleri alıp matbaanın dışına çıktık. Büyük bir merak ve sevinçle, muazzam bir Güneş tutulmasına tanıklık ettik. O an, bu kadar özel bir doğa olayını yaşayabildiğimiz için gerçekten mutluyduk.

Ama henüz bilmiyorduk…
Sadece 6 gün sonra, gece yarısı yataklarımızdan ne olduğunu anlayamadığımız bir gürültüyle fırlayacağımızı ve o 45 saniyenin, hayat boyu unutamayacağımız bir ana dönüşeceğini.

17 Ağustos sabaha karşı saat 03.02’de, hayatımız, yaşam biçimimiz, bakış açımız kökten değişmeye başladı.

O geceden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Kayıplarımız, farkındalıklarımız, hayata tutunuş şeklimiz… Her şey yeniden tanımlandı. Günlerce sadece evler değil; zihinlerimiz ve bedenlerimiz de sallandı. Belki de 21.Yüzyılda yaşadıklarımıza bu deprem sayesinde daha çabuk adapte olduk kim bilir!

Yeni Yüzyıl Planı

Biz İlker’le her zaman yeniliklerin peşinden gitmeyi sevdik.
Aslında depremden önce aklımızda olan bir projeyi hayata geçirmeyi planlıyorduk ama deprem bizi ister istemez yavaşlattı.

Yine de 2000 yılını, yani 21. yüzyıla girişimizi, istediğimiz gibi karşılamaya karar verdik. Uçak biletlerimizi ve otelimizi ayarladıktan sonra yeni yılı beklemeye başladık.

30 Aralık sabahı, İstanbul Atatürk Havalimanı’ndan Londra Heathrow Havalimanı’na doğru yola çıktık.

Ben Londra’yı çok severim; neyse ki İlker’e de sevdirebildim. Yeni yüzyıla bu şehirde girme fikri bu yüzden kolay alındı.

Londra’da Milenyum Gecesi

Oxford Street üzerindeki otelimize yerleştikten sonra sevdiğimiz bir restorana gittik, ardından şehir turu derken 31 Aralık geldi çattı.

Eskiden haber izlemeyi çok severdim. Sabah BBC’yi açtık ve dünyada yeni yüzyıla ilk giren şehirlerin kutlamalarını izlemeye başladık.
O akşam planımız belliydi: Thames Nehri kıyısındaki kutlamalara katılmak. Gece yarısında da meşhur havai fişek gösterisiyle yeni yüzyıla girecektik. 

Bu arada tüm dünyada gece 12'den sonra bilgisayarlarda arızalar meydana gelecek diye de bir endişe ve  gereksiz bir bekleme içindeydi insanoğlu. O günün en önemli olayı buydu. 

Akşam saat 7 civarında kendimize harika bir yer bulduk.
Sağımızda o gece açılacak olan London Eye, solumuzda dev bir BBC ekranı. Yağmur yok, kalabalık coşkulu… Daha iyisi olamazdı. İçeceklerimizi de yanımıza almıştık.

Önce tepemizden British Airways’e ait Concorde uçağı geçti. Ardından London Eye’ın açılışı yapıldı; o dönem sponsoru da BA’ydi.
Sonra BBC ekranından, ülkelerin yeni yüzyıla girerken yaptıkları kutlamaları izlemeye devam ettik.

Saat 23.00’te Fransa yeni yüzyıla girecekti. Fransızlar ve İngilizler arasında adeta “kim daha iyi” yarışı vardı. Ne yazık ki Fransızlar bu turu kaybetti; Eyfel Kulesi’ndeki ışık gösterisinde aksaklıklar oldu. İngilizler ve BBC spikeri ise bundan oldukça memnundu.

Yeni Yüzyıla Giriş

Saatler 00.00’ı gösterdiğinde, Thames Nehri’nin üç farklı noktasından yapılan, yaklaşık 15 dakika süren muhteşem bir havai fişek gösterisine tanıklık ettik.
Her biri diğerinden güzeldi.

O gece yaklaşık 3,5 milyon insanın nehir kenarında bu ana eşlik ettiğini bilmek ve onların arasında olmak, yeni yüzyıla girerken inanılmaz bir histi.

Yeni yüzyıl için umutlarımız vardı. Kimse terörün ve savaşların hayatımıza bu kadar damga vuracağını düşünmemişti. 20. yüzyılın başındakine benzer bir pandemiye yakalanacağımızı ve bir gün hayatın tamamen duracağını hayal etmemiştik. Enflasyonsuz bir Türkiye’de keyifle yaşarken; ev, araba alırken, “fillerin tepişmesi” yüzünden ezileceğimizi ve yeniden 90’lar gibi yüksek enflasyona maruz kalacağımızı da düşünmemiştik. Teknoloji bu kadar ilerlerken çocuklarımızın ayakları üzerinde durabileceklerini hayal etmişken, tamamen bize bağımlı hâle geleceklerini öngörememiştik.

“Tarih tekerrürden ibarettir” derler. 21. yüzyılda teknoloji bu kadar ilerlemişken, insanoğlunun hatalarından ders almayıp saçmalıklar içinde debelenmesini deneyimlemek gerçekten çok can acıtıcı.

Sonuç:

İlk Çeyrek Yüzyıl: Hayatımda İz Bırakan Başlıklar

  1. 2001 Ekonomik Krizi

  2. 11 Eylül 2001 – İkiz Kulelerin yıkılışı

  3. Kızımız Meltem'in dünyaya gelişi (2002)

  4. AK Parti’nin iktidara gelişi (2002)

  5. Oğlumuz Ali Mert'in dünyaya gelişi ve aynı gün Meltem için Ağır Mental Retardasyon - Otizm teşhisinin konulması

  6. Dijital Devrim & Sosyal Medya (Facebook – 2006)

  7. Meme Kanserine yakalanmam (2014)

  8. 23 yıl sonra matbaadan ayrılmak zorunda kalmam (2016)

  9. Demokrasiyi kaybetmemiz- C.B. Hükûmet Sistemine geçiş (2017–2018)

  10. Pandemi (2020)

  11. Yapay zekâ  Çeto ile tanışmak (2025)

  12. Enflasyonun geri dönüşü ve ekonomik sarsıntılar (2025)

  13. Bir Türk Kadını olarak bir İngiliz Yayınevinde Üretim Müdür olarak çalışmaya başlamak. (2025)

Aslında daha çok şey var ama bunlar gerçekten önemliydi. Bakalım 2. çeyreğin tamamını yaşayabilecek miyim? Yaş geldi 53'e, 25 yıl önce bunu düşünmezken şimdi 2050'yi görür müyüm sorusu ile karşılaşmak ayrı bir olay. 

Herkese sağlıklı, ümitli, şanslı bir yıl diliyorum. 
Mutlu yıllar

Tugba

 

6 Şubat 2025 Perşembe

Eveeettt Herkese merhaba!

 

        
Kahve Vakti
5 Şubat 2025

Geçen yıl o kadar ilhamsız geçmiş ki, 10 Haziran'dan sonra tek bir satır bile yazmamışım. Bu yıl da çok farklı sayılmaz ama artık bu döngüyü kırmam gerektiğini hissediyorum. Bu yüzden, önümüzdeki 15 günü Meltem ile nasıl geçirdiğimizi gün gün yazmaya karar verdim. Aslında aklımda başka projeler var ve her gün onlar için bir şeyler planlıyorum. Belki de bu günlük, onlara bir basamak ve cesaret kaynağı olur.

Bu sabah İzo'yu Havaş’a bıraktım. Sağ salim Rize’ye, oradan da Batum’a geçti. Eskiden Gürcistan’a kimlik kartıyla geçerken yurtdışı çıkış pulu almamız gerekmiyordu ama artık gerekiyormuş. İzo öyle dedi. Damadı her geçişte ödeme yapmaya başlamış. Bunu bir araştırmam lazım.

Dün hem kızımın hem benim başımız ağrıyordu. Sabah kahvaltısından sonra biraz hava almak için dışarı çıktık, benzin aldık. Eve dönüşte bu kez Pamucak tarafından dolanıp sahil yolunu kullanmaya karar verdik. Tam yedi senedir ilk kez, üstelik gündüz vakti, sahil yolunda ehliyet kontrolüne denk geldik! Töbe töbe!

Setur Marina inanılmaz bir açık hava AVM’si yapıyor, neredeyse tamamlanmak üzere. Kısmet Otel’in alt tarafında da yeni bir şeyler inşa ediliyordu. Umarım Koç Grubu Kısmet Oteli satın alır da güzel bir şey yapar. Çünkü önceki sahibi o tarih kokan oteli hiç düşünmeden yıkıp geçti. Tamam, belki depreme dayanıklı değildi ama yıkmak da çözüm müydü? Orada bir tarih vardı, bir ruh vardı!

Akşam ben dolma yedim, ama Meltem istemedi. Ona sevdiği şeylerden hazırladım, neyse ki yedi. İlaçlarını saat 10 gibi verdim, gece 12’ye doğru uyudu. Şükür ki sorunsuz geçti. Umarım böyle devam eder.

Sevgiler,

Sevgiler

Tugba


LilyBeth her yerde ansızın karşınıza çıkar!!!

Sahil ve biz

Ocak ayı, pek sevmem

Bugün 23 Ocak. Hayatıma yön veren, karakterimde izlerini taşıdığım iki insanın ölüm yıldönümü. Altı yıl önce Reşat Amca’yı, dört yıl önce ...